AYDINLIKTA KARANLIĞI YAŞAMAK
Hüseyin Demir

Hüseyin Demir

AYDINLIKTA KARANLIĞI YAŞAMAK

26 Kasım 2019 - 13:18

Hüseyin Demir

     İnsanın kendi konumunu ve durumunu, doğru anlamak ve doğru okumak önemli ve anlamlıdır. Bu da Talim ve Terbiye ile eğitim ve öğretim ve doğru okumayla yakından alakalıdır.

     İnsanın yaratılışıyla ilgili oluşacak soruların cevaplarının doğruluğu ve yanlışlığı da, Talim ve terbiyeyle ilgilidir ve Talim ve terbiyenin de muhtevasını belirler.

     İnsanın bir yaratanı vardır oda Allah tır derseniz başka bir muhteva, İnsan yosundan türedi derseniz daha başka bir muhteva belirlemek gerekir.

     Aslında konuyu şu şekilde de ortaya koyabiliriz. İnsanın yaratılışını ve âlemdeki vazifelerini belirlerken ona kuran gözlüğüyle mi bakacağız. Yoksa başka gözlüklerle mi?

     Velhasıl burada eğitim, doğru okumak ve istikamet belirlemesinin nasıl olması gerektiği ortaya çıkıyor.

     İnsanın eğitimi inançlarıyla çok yakından alakalıdır ve elbette inançlar da göz önünde bulundurulmalıdır. Öğretmenler ve eğitmenler, imanı ve tezahürlerini bilmelidir. Müslüman’sak da Müslüman oluşumuz bu konuda hangi gözlüğü kullanacağımızı göstermektedir.

     Toplum olarak da Kuran ve sünnetin doğruluğunda neslimizin eğitilmesindeki temel ilkeyi benimseyip uygulamaya sokabilirsek, zihni aydınlatan ve hakikat bilincini oluşturan kitapların oluşturulması ve okunmasında sistem oluşturabilirsek, kökünde kitap ve inanç bulunan medeniyetlerin bize bıraktıkları medeniyet mirasını,  bizimde gelecek nesillere bırakma imkânını doğurur.

    Ki, konunun üstatları derler ki,  okumalıyız ve yeni neslinde okumasını sağlama Motivasyonunu verme bilincini yakalamalıyız.

     Okumayan bir toplumuz. Peki, okumayan bir toplum olarak karanlıktan aydınlığa nasıl çıkacağız?

     Okumak hakikati bilmek, nefes almak, aydınlanmaktır. Hz, Peygambere ilk gelen emir oku değilmidir? Oku kendini tanı, kendini tanımayan beni nasıl bilir diyor yaratan.

     Bizler için hayat kaynağı düsturu olan eğitim ve oku nun içini dolduramadığımız için aydınlıkta karanlığı yaşıyor, kalplerimiz tüketim bahçesine dalan ziyankâr koyunlar gibi teslimiyet içinde. Ruhumuz bize dayatılan zorbalıklara ses çıkarmaktan aciz hale geliyor.

     Okumayınca toplum olarak canımıza okuyorlar. Ayrıca bilgi kirliliğinin arttığı şu günlerde gerçek ilmi eserler okumalıyız.

     Neden ve niçin yaratıldığımızın şuurunda olmalıyız. Çünkü özgürlüğe ihtiyacımız var ve okudukça özgürleşir insan.

     Okumalıyız gerçek ilmi eserler okumalıyız. Ki diğer taraftan, piyasaya her ay yeni kitaplar çıkmaktadır. Bu eserlerin edebi nitelikten uzak olmasına rağmen, toplumu ilgilendiren konular olmamasına rağmen, mahrem olan, yatak ve sevişme sahnelerine yer vermesine rağmen, bazı kesimlerce desteklenmekte, belirli bir kesime hitap eden bu kitapların sadece reklâm amaçlı hazırlanması da edebiyata olan, ilme olan saygıyı azaltıyor.

     Ve nitekim edebiyatın edebi çıkarılınca, ortaya çıkan ahlaksız metinler oluyor. Ahlaksızlığın adeta meşrulaştırıldığı edebilikten uzak kitapların, insan ruhundaki tahribatı da büyük oluyor.

Ahlaksızlığa teşvik eden kitaplarla beslenen yeni nesiller ise, kirlenmenin bataklığı içinde derin bir körleşmeyi yaşıyorlar. İşte şu bir gerçektir ki modern zamanlarda İslam coğrafyasında yaşanan derin kimlik krizinin sebebi, ilim mirasımızla kültürel birikimimizle ve medeniyet değerlerimizle irtibatımızın kopartılmış olmasıdır. Yaşadığımız zihni ve kalbi erozyonun, ancak bu irtibatın tesiri ile aşılabileceğini düşünmek gerekiyor.

Dolayısı ile okutturulmadaki, okumadaki amaç ve ayrıca meydana getirilecek eserlerin hedefi, modern hayatın dayatmaları karşısında farkında olmadan temel bir zihin kaymasına duçar olan toplumumuzun, nasıl bir operasyona maruz kaldıkları konusunda uyarılması olarak ifade edebiliriz. Ve diyoruz ki toplumumuz hiçbir dönemde kitaba bu kadar muhtaç olmamıştı.

Acaba gelecek daha mı kötü olacak?19 uncu yüz yıl, kitaptan kopuşun, tanrı öldü deyip insanın tahta çıkarıldığı tuhaf bir çağdır. Bu insan ruhu karanlığa itilirken, maddi çevresi aydınlanmaya çalışılıyordu. İnsan ruhen köleleştirilirken, toplumsal kölelik zincirleri kırılmaya çalışılıyordu. Ruhen ve bedenen köleliği terk edip, yaratılış gayemize göre yaşamak dileği ile.

Selam ve dua ile kalın.

Kasım-2019

YORUMLAR

  • 0 Yorum