SALGINA KARŞI KURALLARA UYMAK..
Hüseyin Demir

Hüseyin Demir

SALGINA KARŞI KURALLARA UYMAK..

17 Kasım 2020 - 18:26

SALGINA KARŞI KURALLARA UYMAK KENDİMİZE, SEVDİKLERİMİZE VE ÜLKEMİZE KARŞI VİCDANİ SORUMLULUĞUMUZDUR 


Corona denilen bu illet hayatımızın her alanını etkiledi. Dünya, tüm toplumlar ve dahi yönetimler zor bir dönem yaşıyor. 

Toplum olarak, belirsizlik, korku, kayıp, yalnızlık ve zorluklar. Kolektif bir travma zamanında yaşıyoruz. Ruhsal açıdan örseleyici deneyim sadece bireyleri değil toplumları, pençesine alıyor. 

Ve dahi, başımıza ne geldiğini ve buradan nereye bir gidiş olacağını kestiremediğimiz zamanlardan geçiyoruz. 

Toplumsal olarak böyle bir zaman diliminin içinde iken, ferdi olarak toplumda yaşanan virüs illetiyle bende karşılaştım. 

 Ekim, 2020'de kendimi yorgun hissetmeye başladım. Birkaç gün sonra kendimi her gün yapmaya çalıştığım yürüyüş sırasında nefes alıp vermekte zorlanırken yakaladım. İşte o zaman herkesin bahsettiği yeni virüsü kapmış olabileceğimden şüphelendim;  


Bu hastalığın ilk haftası bir hız treni gibiydi. İlk günlerde uyku haplarıyla uyuşmuş olduğumu ve yataktan çıkmak için bile enerjim olmadığını hissettim. Geceleri korkunç halüsinasyonlara yol açan baş ağrıları ve yüksek ateş ile karşılaştım. Birkaç saat uyuya kalıyordum ve genellikle nefes nefese kalkıp uyanıyordum. Kısa süre sonra semptomlar hayati bir noktaya geldi. Genel olarak Doktorların coronalı hastaya verdikleri ilk gün 8 er ad diğer günler 3 er adat içilen hap beni normale çevirdi hamdolsun. 


Neyse ki, o üzücü günleri atlattım. Lakin bu gün bile yeterince dinlenemezsem vücudumu işgal eden yorgunluk dalgalarıyla uğraşıyorum.


Bu virüsten önce hem zihnim hem de bedenim sağlıklıydı. Her gün yürüyüş yaptım ve her spor sevenin yaptığı gibi telaşlı bir şekilde spor sahalarında koşturdum. Hızlı tempolu bir hayat yaşadım. Sonra COVID-19 beni yakaladı. Şimdi ise yavaşlamak zorunda kaldım.


Yavaşlamak kolay değildi ama inanılmaz bir hediyeye dönüştü.  Bu hastalığın erken dönemlerinde evde kaldım. Sürekli fiziksel ağrı, yorgunluk ve zihnimdeki bulanıklık yüzünden çalışamıyordum. Benim bir şey yapmak için enerjim yoktu. Okuyamadım, TV izleyemedim, egzersiz yapamadım, diğer normal aktivitelerimi de yapamadım. Evde boş, boş oturmak sinir bozucuydu çünkü başıma gelen her şeyle gerçekten baş başa kalmaktan başka seçeneğim yoktu. Yatalak bir halde kendimi hayatım üzerine düşünürken buldum, başarılarımı değil, yol boyunca kim olduğumu düşündüm. Aileme ve arkadaşlarıma karşı nazik miydim? Hatalarımın tüm sorumluluğunu almış mıydım? Kendimi tam olarak ifade etmiş miydim ve dünyanın gerçekte kim olduğumu görmesine izin vermiş miydim?


14. günde çöküş yaşadım ve bir arkadaşıma hayatım boyunca hiç bu kadar korkmadığımı itiraf ettim. İki haftadır korkuma direniyordum; ölme korkuma. Sevdiklerimi bu hastalığa kaptırma korkuma. Ama sonunda sadece o korkuyla birlikte olabilmeye izin verdiğimde aniden korkumun o kadar dehşet verici olmadığını fark ettim. Arkadaşım acımı dindiremedi ama hissettiklerimi paylaşmam için bana güvenli bir alan yarattı. Bazen zor zamanlarda ihtiyacımız olan tek şey tanık olunmak ve duyulmaktır.
Ayrıca yavaşlamaya başladığımda ve kendime tüm duygularımı kucaklamama izin verdiğimde ortaya çıkanın sadece korku, endişe veya üzüntü olmadığını da keşfettim. Sevmeyi, bağ kurmayı ve beni çevreleyen tüm güzellikleri yeni gözlerle görmeye başladım. 


Bu Global salgın herkesi etkilediği için duraklamak, kendimizle ve birbirimizle bağlantı kurmak ayrıca gerçekten önemli olan soruları sormak için eşsiz bir fırsat. Bu fırsatın açtığı alanda belki de hayal gücümüzü ve toplumsal sorumluluğumuzu ortaya çıkarabilir ve en büyük toplumsal sorunlarımızın üstesinden gelmenin yeni yollarını bulabiliriz.


Kişisel olarak, yavaşlamaktan çok şey öğrendim. Şimdi hep beraber biraz yavaşlarsak insanlık için neler yapılabileceğini merak ediyorum. Sanki hiçbir şey olmamış gibi telaşlı hayatlarımıza geri dönmemeyi bilinçli olarak seçersek? Bir düşünsenize ne güzel olurdu bizi bekleyen bağlantı fırsatlarını, anlam ve neşeyi keşfetmek?  

Son söz, Bugün toplum olarak yaşadığımız Corona 19 virüsü mücadelesinde, eski normallerimize mesafe koymazsak yarın sevdiklerimizle aramıza hiç kapanmayacak mesafeler girebilir. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına uymak kendimize, sevdiklerimize ve ülkemize karşı vicdani sorumluluğumuzdur. Sağlığımızın ve sosyal hayatımızın güvencesi budur.  

İnsanın görünmez ipliklerle başka insanlara bağımlı olduğu bir dünya tasavvurunda ancak ‘karşılıklı yardım’la, karşılıklı saygıyla,  ayakta durabileceğimiz aşikârdır. Zorluklardan birbirimize el vererek çıkabiliriz ancak. Bu pandemide belki en çok gözetmemiz gereken şey, bir ihtimam ahlakı ve karşılıklı sorumluluk duygusu. Maske, mesafe, temizlik 

Selam ve dua ile. 

17/11/2020 

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Kenan suver
    2 hafta önce
    Evet coruna belki bir hastalık ama koronanın sem tonlarından aslında faydalı olan bir durumda ortaya çıkmıştır tabii ki anlayabilene yani sizin de uzun uzun ifade ettiğiniz gibi insan kendi muhasebesini yani bu dünyada ben kimim ve neler yapıyorum kendime karşı aileme karşı topluma karşı sorumluluklarım nedir gerçekten bana düşeni yani bir insan gibi davrana biliyor muyum davranıyor muyum seninle hiç muhasebesini yapma fırsatını yakaladı yakalanmıştır sonuç olarak artık kendi dünyasında çok hızlı gelişen ve Bir Su misali akıp giden iyi kötüye dikkat etmeden süzülen hayata süzgeç görevi bir elek görevi gördüğüne inanıyorum bunun sonucu olarak elde etmiş olduğumuz yaşamış olduğunuz ibret hayatımızı yeniden dizayn etmemize yeniden başka bir gözle yani kendi yaşam dünyamızı değiştirmeye sebep olduğunu da görüyoruz tekrar çok büyük geçmiş olsun aynı hadiseleri aynı sağlık problemlerini geçirme sen bile aynı muhasebeyi ben de yaptım umarım toplum olarak millet olarak bu coronanın böyle fayda
  • Hüseyin Demir
    3 gün önce
    Kenan bey, iyi dileklerin için teşekkür ederim. Bir üstadımızın güzel bir sözüdür, derki, İrfana giden bir otoban yoktur. Ruh, bu yolculukta kendi çarmıhını sırtında taşır. Bizler toplum olarak bazı şeyleri kederin çemberinden geçerek öğreniriz. keşke geçmeden öğrenebilsek de KEDERİ az yaşasak. selam ve dua ile.