SALGININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİSİ
Reklam
Reklam
Hüseyin Demir

Hüseyin Demir

SALGININ TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİSİ

05 Ekim 2021 - 19:38

Bu günlerde bir kesimin avazı çıktığı kadar Türkiye ekonomisi battı, bitti, Türkiye iflas etti, açlıktan ölen vatandaşlar var. Hükümet idare edemiyor, hükümet istifa sandık da sandık diye bağırarak, algı yapılmaya çalışıldığı görülüyor.  

Bende bilinen gerçekleri ifade ile başlayayım yazıma. 

2000 li yıllara kadar Türkiye, kavramların içinin boşaltıldığı, değerlerin eksiltildiği, sözün anlamını yitirdiği dönemlerde idi. 

Devletin, memuruna bir aylık maaşını veremeyecek duruma geldiği ve dahi dünya bankalarından memuruna vereceği parayı dahi kredi olarak alamadığı dönemlerde idi Türkiye. 

 Esnafın, dükkânına mal alamadığı, kasasının boşaldığı, borcunun hakkından gelemeyecek duruma geldiği, kısaca iflas edip dönemin Başbakanının önüne her şeyi göze alıp yazar kasa fırlatıldığı dönemlerde idi Türkiye. 

Küresel güçlerin vesayetinde, her on yılda ihtilallar zinciriyle, milleti sindirilmiş olan bir Türkiye idi.  

Ekonomide, sağlıkta, eğitimde, ulaşımda, üretimde dünyanın en geri kalmış ülkelerinin başlarında idi Türkiye. 

Bu gün, 19 sene önce başlatılan bir mücadeleyle, Küresel saldırılara yıllardır göğüs geriliyor. Direne, direne çarpışa, çarpışa büyük bir mücadelenin içinden geçiliyor. Sivil, askeri darbe girişimleri püskürtülüyor. 

ABD derin devletinin ve dahi küresel güçlerin aparatlarına yönelik mücadelede yol alınmaya devam ediliyor. Mavi Vatan stratejisiyle Türkiye'nin haklarının gasp edilmemesi için mücadele veriliyor ve dahi başarı sağlanıyor. 

 

Suriye'nin kuzeyinden Türkiye'yi sıkıştırma çabalarına,  

Türkiye'nin dirliğini, birliğini hedef alan şer odaklarına,  

FETÖ kaçkınları ve kriptolarının içeriden, dışarıdan Türkiye'yi hedef alan şer çabalarına karşı Türkiye'nin yılmaz savaşçılarının mücadele azmi eksilmeden başarıyla devam ediyor. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan diyor ki, "2023 yılı Türkiye için bir dönüm noktası olacaktır" Elbette bu söz Türk milleti için heyecan verici.  

Bu gün kendi savunma silahını üreten ve özellikle deniz ağını genişleten bir Türkiye var. Bu gün, Uçak gemileri, korvetler, firkateynler, helikopterler, insansız hava araçlarının üretimiyle bölgede jeopolitik avantaj sağlayan yeni bir Türkiye var. 

Ürettiği Yerli ürünlerle kendi kendine yetebilen, savunma sanayi alanında yükselen ihracatçı konuma gelen bir Türkiye var. 

Libya, Somali, Katar, Karabağ ve BM, NATO görevleri ile yurtdışında bulundurduğu ve dahi Türkiye düşmanlarının ciddi sorun olarak gördüğü ve onları durduran 40 bin askeri varlığı var. 

Türkiye'nin her yıl daha da büyüyen savunma bütçesi bir yandan küresel savunma medyasının dikkatini çekerken diğer yandan komşu ülkelerde ses getirmeye devam ediyor.  

Bu gün dünyanın bildiği, Erdoğan yönetimindeki Türkiye'nin 2019 yılında dünyanın en büyük 12. Silah ihracatçısı haline geldiği ve ilerleyen yıllarda ilk 10'a girebilecek kapasiteye ulaşmış olan bir Türkiye var. 

Bu gün Türkiye yalnızca askeri savaş araçlarını ihraç etmekle kalmayan, müttefiklerini de eğiterek politik etkisini artıran. Türk savunma şirketlerinin hedefini 2023 yılında ülkenin savunma endüstrisini bütünüyle dışa bağımlılıktan kurtaracak bir Türkiye var. 

Türkiye'nin iç politikasının, ABD'nin dış politikası olması için içeriden el sallayanlara karşın, Türkiye, Türkiye'den yönetilecektir diyen sarsılmaz iradesiyle yoluna devam eden bir Türkiye var. 

Enerjide dışa bağımlılığının aşılması için sismik araştırma ve sondaj filosuna sahip olan bir Türkiye var.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Halkımızın aşını, işini etkileyen, zor koşulları aşamasına katkı sağlayacak her alanda Şimdiye kadar olduğu gibi büyük seferberliğin yeniden başlaması ve dahi sürmesinin gerekmesi için bizzat ilgileneceğini söylemesi, Gıda fiyatları üzerinden direncimizin kırılmaması, küresel saldırılara karşı verilen mücadelenin azmi sarsılmaması. Fahiş fiyat artışlarının kesinlikle önüne geçileceğinin üzerinde durulacağını söylemesi elbette sevindiricidir. 

 Muhalefetin hüsnü zanları, popülist söylemleri
son derece agresif siyaseti, sadece Erdoğan'ı devirmekle sınırlı vizyonu, Türkiye'nin uluslararası sistemde büyük güç olma çabasını zerre kadar önemsememesi, Bol keseden vaatler dağıtması, Türkiye'nin istiklal yürüyüşünde en ufak bir zayıflatmaya yol açmamalı. 

19 yıldır her zorluğun üstesinden gelindi, büyük dalgalar aşıldı, küresel saldırılara boyun eğilmedi, bu günde milletin sofrasını, aşını, işini de hedef alan tüm olumsuzlukların aşılacağına inanmak lazım.  

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın; "fahiş fiyat artışlarının önüne geçeceğiz" kararlılığına elbette inanıyoruz. 

Bu gün ekonomi üzerinden saldırıya geçenler, dün darbe gerçekleşsin diye beklediler, küresel salgına yenik düşsün diye umutlandılar, yangınlardan doğal afetlerden bile medet umdular, Türkiye'nin bağımsızlığını zora sokacak her musibetten, her sorundan çıkar devşirmeye kalktılar ama başaramadılar, başaramayacaklar.  

Şunu kabul edelim. Şimdiki bütün ekonomik çarpıklıkların kaynağında 15 Temmuzun, Gezi olaylarının vs olumsuzluklarının birikimiyle birlikte en önemlisi iki senedir yaşadığımız salgın var.
Bütün dünyada Korona salgınından dolayı ekonomilerin yapısı değişirken fiyatlar da arttı.
Sanırım bu poroplemin çözümünü de bu millet 19 senedir olduğu gibi yine Başkan Erdoğan’ın önderliğindeki Ak parti hükümetlerinde görmekte ve önümüzdeki belli bir zaman dilimi içinde normale döneceği inancını taşımaktadır.
Selam ve dua ile.20-09-2021 

YORUMLAR

  • 0 Yorum