BİR IŞIK SÖNDÜ
İsmail AKAR

İsmail AKAR

BİR IŞIK SÖNDÜ

22 Nisan 2020 - 01:51

Köy enstitüleri 17 Nisan 1940 tarihinde kuruldu. O dönemin Milli Eğitim Bakanı ve şair Can Yücelin de babası olan Hasan Ali Yücel ile İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç'un büyük emekleriyle. Bu yıl kuruluşunun 80. Yıldönümüydü.
Türkiye çapında etkinlikler planlansa da koronavirüs krizi buna engel oldu. Peki, köy enstitülerinin hikayesi nasıl başladı?
1936'da Çankaya'da Mustafa Kemal başkanlığında bir toplantı yapılıyor. O dönemin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç.
Diyor ki Mustafa Kemal, ‘Biz Cumhuriyet'i köylere götüremedik. 40 bin köyün 35 bini okul ve öğretmensiz. Bir çözüm bulalım’
 
Askerde Çavuş ve Onbaşı olanlardan Öğretmen
İsmail Hakkı Tonguç, bu konuda araştırma yapmak için görevlendiriliyor. Araştırmalar sonucunda ve Mustafa Kemal'in önerisiyle askerliğini başarıyla yapmış çavuş ve onbaşıların çok kısa sürede altı aylık kurslardan geçirilerek köylerde eğitmenlik yapacak şekilde yetiştirilmesi projesi başlıyor.
 Bu deneyim, deneysel pedagoji yani köyün kendi çocuklarıyla içten canlandırılması olayı. Sadece eğitim öğretim değil, bütün o modern tarım ve hayvancılıkla ilgili teknik ve becerilerin köye iletilmesi olayı olarak başlıyor.17 Nisan 1940 tarihinde TBMM'den Köy Enstitüleri Yasası çıkıyor.
Köy enstitüleri aynı zamanda pozitif ayrımcı olarak tanımlanıyor. O dönemde kız öğrenci bulmak çok zor. Ülkedeki o ilk kız öğrencileri okula göndermek için Tonguç bir yöntem buluyor. Deniliyor ki ‘ Yanında bir kız öğrenci getiren erkek öğrenci, enstitülere sınavsız kabul edilecek’
O dönem okumak için bilmedikleri illere, ilçelere giden köy çocukları günümüz öğrencileri kadar şanslı değil. Onları hazır binalar beklemiyor. En azından  ilk yıllarda. Yemekhaneleri, yatakhaneleri, sınıfları kendileri inşa ediyorlar. yani harç kararken kimya öğreniyorlar. Binanın çatısını yaparken Pisagor teoremini öğreniyorlar, elektrik döşerken teknik öğreniyorlar. Bu nedenle köy enstitüleri eğitim sistemi, ezberci olmayan, hayatın gerçek problemleri üzerinden öğrenmeyi sağlayan bir eğitim sistemidir.
 Köy enstitüleri sadece bir öğretmen yetiştirme kurumu değil aslında.
 
Her meslekten insan yetişti
1946 yılına kadar 20 köy ensitüsü kuruldu. 1947'de 21'incisi.
 Köy enstitülerinden yaklaşık 1600-1700 kız öğrenci mezun oldu.
1400 sağlıkçı yetişti.
17 bin 300 öğretmen, 8 bin 500 eğitmen vardı.
 Köy enstitülerinin kurulduğu 1940 yılında Türkiye’nin nüfusu 17 milyon 800 bin, kapatıldığı 1954 yılında 20 milyon 900 bin civarındaydı.
Sadece 6 yıl içinde 15 bin dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi ve bu tarlalarda üretime başlandı,
750 bin fidan dikildi, 1200 dönüm bağ oluşturuldu, 150 büyük çaplı inşaat, 60 işlik, 210 öğretmen evi, 36 ambar ve depo, 48 ahır ve samanlık, 100 km yol, 16 su deposu, 12 tarım deposu, 20 uygulama okulu ve 12 elektrik santrali yapıldı. 
 
 
 
 
Peki,  neden kapatıldı?
1945 yılından sonra CHP içindeki dengeler değişiyor. 1940'lı yılların başında CHP’de ilericiler ve hümanistlerin egemenliği var. 46-47'de ise CHP içerisindeki sağ bir grubun, tutucu, muhafazakar gurup yönetimde söz sahibi oluyor. Bu arada .Dünyadaki dengeler de değişiyor ayrıca. Türkiye’nin NATO'ya girme yolculuğu. Sovyetler Birliği olayı. Oradaki aydınlanma hareketi, insanlaşma, özgürleşme hareketini tehdit olarak algılayan bir feodal toplum yapısı ve dış dinamiklerin etkisiyle İsmet İnönü Köy Enstitülerine gereken desteği vermedi. Veremedi.
Ve akabinde köy enstitülerindeki sistemi değiştirmeye başlıyor. Köy enstitüleri demokratik eğitim kurumuydu. Öğrencinin yönetime katıldığı bir eğitim kurumuydu. Bunu kaldırıyorlar. Kitap okuma tartışma saatlerini ortadan kaldırıyorlar. 1950 yılında da köy enstitülerindeki karma eğitime son veriliyor. Erkekler ayrı bir yere, kızlar ayrı enstitülere gönderiliyor. Ve 1954 yılında Demokrat Parti döneminde köy enstitüleri ilköğretmen okullarına dönüştürülüyor.”
“Köy enstitüleri, hayatın gerçek problemlerini öğrenmeyi ve özgür, aktif yurttaşlar yetiştirmeyi hedefleyen eğitim kurumlarıydı. Bakınız yaşları 50 üzerinde olanların tamamına bir Köy Enstitüsü  mezunu hocanın eli değmiştir. Ve o insanlar soran sorgulayan bir nesil olarak şimdiki zamana kadar geldiler.Bu okulların kapanmasından dolayı sonraki nesil   Düşünce devrimini, kültür devrimini, merak eden, eleştiren insan yerine biat eden bir yapıya büründü.
Sözün özü bir ışık söndü.Işık olmayanca karanlığa büründük.Yazımıza bir soru ile noktayı koyalım.
Eğer bu sistem devam etmiş olsaydı FETÖ yapılanması ortaya çıkar mıydı.  Ne dersiniz ?
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum