On üç yıl evvel, Afyonkarahisar’ın Anıtkaya Köyü’nde geniş bir devlet arazisi, büyükbaş hayvancılık yapma sözüyle bir Amerikan şirketine, ardından bir Türk şirketine emanet edildi. Bu topraklar 49 yıl süreyle, 10 bin baş hayvanın yetiştirilmesi umuduyla kiraya verildi. Ancak bu süre zarfında, köy sakinlerinin 16 çiftlik ağılı, şirketin çektiği tel örgüler yüzünden arazinin içinde hapsoldu ve zamanla kullanılmaz hale geldi, şimdi ise yıkılmak üzere. Köylüler, 13 yıl boyunca bu topraklara tek bir hayvanın bile gelmediğini, her bir ağılda 300’den 500’e kadar koyun beslediklerini ve bu durumun köydeki hayvancılığı yok olma noktasına getirdiğini ifade ediyorlar. Köylüler, “Eğer buraya hayvan getirilmeyecekse, toprakları bize iade edin, biz hayvancılığa devam edelim,” diye sesleniyorlar. Bu konuda köy halkının duygu ve düşünceleri, yerel gazete Afyon Postası muhabiri Nail Azbay’a aktarıldı.
Afyonkarahisar’ın Anıtkaya Köyü’nde, hayvancılık vaadiyle kapatılan 16 çiftlik ağılı, köy sakinlerinin yaşamını derinden etkiledi. Abdullah Sağlam, köyün sesi olarak, “Bu topraklarda eskiden 16 ağıl vardı, her biri hayat doluydu. Gelen firma, bu canlılık yerine sessizliği bıraktı. On üç yıl geçti, ne sığır geldi ne de koyun. ‘Hayvancılığı yeniden canlandıracağız’ dediler, ama bize sadece boş vaatler ve kapalı kapılar kaldı. Her ağılda 300’den 500’e kadar hayvanımız vardı; şimdi ise sadece bir bekçi var. Bu ağıllar atalarımızdan miras, ama şimdi bizi toprağımızdan ettiler, hayvanları getirmediler. Eğer bu topraklar tekrar hayvancılık için kullanılmayacaksa, bize geri versinler, biz bu işi sürdürelim,” diye konuştu.
Ümit Kopan, köylerinde yaşanan hayvancılık sorununa işaret ediyor ve durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Bu topraklar bizden alındıktan sonra, köyümüzde hayvan yetiştiriciliği ciddi bir düşüş yaşadı. Konuşulacak pek çok şey var. Burası bizim ağıl alanımızdı. On altı koyun yetiştiricisinin emeğini yok ettiler. Sadece bir çit çekerek bizi perişan ettiler. Bu alanın kaybı, köydeki hayvancılığın gerilemesine neden oldu. On altı ağıl yıkıldı ve üretici sayısı on altıdan yediye düştü. Şimdi bu ağılları yeniden inşa etmek istesek bile, bir taş ustası bulmak mümkün değil.”
Anıtkaya Köyü’nün sakinlerinden Ahmet Özen, köyün geçmişteki bereketli günlerini yad ediyor ve mevcut durumu şu sözlerle özetliyor: “Bir zamanlar bu köyde her biri 300 ila 500 arası koyun barındıran 50 sürü meralarda özgürce dolaşırdı. Ancak son zamanlarda yaşanan değişimlerle, bu sürü sayısı maalesef 10’a geriledi. Bu ağıllar, köyümüz için sadece hayvan barınağı değil, aynı zamanda 200 ila 300 kişinin geçim kaynağıydı. Herkesin bir çobanı vardı ve kendi geçimini sağlıyordu. Ancak son 13 yıldır bu topraklar sessizliğe büründü, adeta şeytanın bile uğramadığı bir yer haline geldi. Artık burada hayvan sesi duyulmuyor, görülmüyor. Eskiden köy kadınları süt sağar, peynir ve yoğurt yapardı; şimdi ise sağacak hayvan bile kalmadı. Süt sağmanın yerini sessizlik aldı. ‘Beni mi sağacaklar?’
Ahmet Saylık, mevcut arazinin sahibi olarak, mülkiyet haklarının kendilerinde olduğunu ve Uruguay’dan Eylül ayına kadar en az 1500 baş hayvan ithal edeceklerini belirtiyor. Saylık’ın ifadeleri şu şekilde: “Geçmişte yabancı bir ortakla çalışıyorduk, ancak pandemi ve ekonomik zorluklar nedeniyle işlerimiz aksadı. Bu araziye 4.5 milyon dolarlık yatırım yaptık ve devlet, bu yatırımların tamamlanmasının ardından bize tapuyu teslim etti. Köy halkı yanlış bilgilendirilmiş olabilir, ancak bu topraklar yasal olarak bizim mülkiyetimizde. Yaz aylarında, Et ve Süt Kurumu’nun aracılığıyla Uruguay’dan hayvan ithalatı yapacağız. İthalat için kesin bir tarih belirlenmedi, ancak Temmuz veya Ağustos’ta, en geç Eylül ayında hayvanlarımız burada olacak. İlk etapta 1500 baş hayvan getirmeyi planlıyoruz ve toplam kapasitemiz 4800 baş. Ayrıca, bu alan ekilebilir bir arazi olmadığı için, köydeki çiftçilere ekim yapmaları için destek olacağız ve böylece köylüye ekonomik katkı sağlayacağız. Hayvanların beslenmesi için köylülerle iş birliği yaparak herkesin kazanmasını hedefliyoruz. Şirketimiz yasalara uygun bir şekilde faaliyet göstermekte ve şu anda yabancı bir ortağımız bulunmamaktadır. İki ortaklı bir anonim şirketiz ve ben Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.”
Afyon Postası’nın yetkililere yönelttiği sorulara verilen yanıtlar şu şekilde: “Yetkililer, tartışma konusu olan arazinin artık bir Amerikan şirketinin kontrolünde olmadığını, firmanın kökeninin tamamen Türkiye’ye ait olduğunu belirtti. Arazinin kira ödemelerinin düzenli olarak yapıldığı, fakat 2026 yılının Aralık ayına dek araziye hayvan getirilmemesi halinde, bu değerli hazine toprağının geri alınacağına dair bilgi verildi.”
Afyonkarahisar’ın Anıtkaya Köyü’nde, hayvancılık vaadiyle kapatılan 16 çiftlik ağılı, köy sakinlerinin yaşamını derinden etkiledi. Abdullah Sağlam, köyün sesi olarak, “Bu topraklarda eskiden 16 ağıl vardı, her biri hayat doluydu. Gelen firma, bu canlılık yerine sessizliği bıraktı. On üç yıl geçti, ne sığır geldi ne de koyun. ‘Hayvancılığı yeniden canlandıracağız’ dediler, ama bize sadece boş vaatler ve kapalı kapılar kaldı. Her ağılda 300’den 500’e kadar hayvanımız vardı; şimdi ise sadece bir bekçi var. Bu ağıllar atalarımızdan miras, ama şimdi bizi toprağımızdan ettiler, hayvanları getirmediler. Eğer bu topraklar tekrar hayvancılık için kullanılmayacaksa, bize geri versinler, biz bu işi sürdürelim,” diye konuştu.
“10 BİN BAŞ HAYVANIN GELECEĞİ SÖZÜ VERİLDİ, FAKAT KÖYÜMÜZÜN TOPRAKLARI SESSİZ KALDI”
“Bir Amerikan, bir yerli firma derken, çevrilen tel örgüler ardında ne bir canlı sesi ne de bir hareket var. Bizler, bu topraklarda 16 ağıl olsaydı, et ve süt üretimimizle ülkemize katkıda bulunacaktık. Şimdi etin fiyatı ne kadar? Hayvan sayısı artsa, et bol olur, fiyatlar düşerdi. Ama ‘10 bin hayvan getireceğiz’ dedikleri halde, gölgeler bile yalnız kaldı.” Elimde 700 baş hayvanım var, bu topraklar bizim olsa, sayıyı 1500’e çıkarırdım,” diye devam etti köylüler. “Bize bu toprakları satın alma şansı versinler. Biz, hayvancılığı gerçekten yapacak olanlarız. Şu anda hayvanlarım dağlarda, vadilerde, zirvelerde; ama onlara sığınacak bir kuru yerim yok. Eğer bu ağıllar benim olsaydı, kapasitemi iki katına çıkarırdım. Ya hayvanları getirsinler ya da bu toprakları bize bıraksınlar. Bu durum, devletimizi ve milletimizi zarara uğratıyor. 16 hayvan üreticisinin alın terine gölge düşürdüler. Bu adam, hayvan getireceğiz diyerek toprakları aldı; peki şimdi nasıl huzurla uyuyabiliyor acaba? Eğer devlet bu toprakları ona bin liraya verdiyse, biz beş bin lira ödemeye hazırız. Biz bu işi daha iyi yaparız. Su da var, elektrik de, ot da… Peki ya hayvanlar nerede?” Anıtkaya Köyü’nün sakinlerinden Bünyamin Kırbaç, devletin bir aldatmacanın kurbanı olduğunu dile getiriyor. “2010-2011 yıllarında, bu verimli topraklar Amerikan bir şirkete emanet edildi. 867 bin metrekarelik bu ham araziye dana yetiştirilecek, 7 bin baş hayvanla devlete katkı sağlanacak denildi. Ancak bu sözler havada kaldı. On üç yıl içinde araziye sadece 99 hayvan ayak bastı. Hangi yıl olduğunu tam anımsamıyorum ama, bu hayvanlar bir İstanbul firması tarafından kesime götürüldükten sonra, arazi yine sessizliğe büründü. Milli Emlak ile görüşmelerim oldu, buranın sorumlusu Ahmet Saylık. Maliye ve hazine kimseye boyun eğmez. Milletvekillerimize sesleniyoruz: Bu toprakları ya Anıtkaya halkına iade edin ya da gerçekten iş yapacak birisine. On üç yıl boyunca buradan geçen hayvan sayısı sadece 99. Hayali ticaret ve kulak küpesiyle devletimiz mağdur edildi.”
Ümit Kopan, köylerinde yaşanan hayvancılık sorununa işaret ediyor ve durumu şu sözlerle ifade ediyor: “Bu topraklar bizden alındıktan sonra, köyümüzde hayvan yetiştiriciliği ciddi bir düşüş yaşadı. Konuşulacak pek çok şey var. Burası bizim ağıl alanımızdı. On altı koyun yetiştiricisinin emeğini yok ettiler. Sadece bir çit çekerek bizi perişan ettiler. Bu alanın kaybı, köydeki hayvancılığın gerilemesine neden oldu. On altı ağıl yıkıldı ve üretici sayısı on altıdan yediye düştü. Şimdi bu ağılları yeniden inşa etmek istesek bile, bir taş ustası bulmak mümkün değil.”
Anıtkaya Köyü’nün sakinlerinden Ahmet Özen, köyün geçmişteki bereketli günlerini yad ediyor ve mevcut durumu şu sözlerle özetliyor: “Bir zamanlar bu köyde her biri 300 ila 500 arası koyun barındıran 50 sürü meralarda özgürce dolaşırdı. Ancak son zamanlarda yaşanan değişimlerle, bu sürü sayısı maalesef 10’a geriledi. Bu ağıllar, köyümüz için sadece hayvan barınağı değil, aynı zamanda 200 ila 300 kişinin geçim kaynağıydı. Herkesin bir çobanı vardı ve kendi geçimini sağlıyordu. Ancak son 13 yıldır bu topraklar sessizliğe büründü, adeta şeytanın bile uğramadığı bir yer haline geldi. Artık burada hayvan sesi duyulmuyor, görülmüyor. Eskiden köy kadınları süt sağar, peynir ve yoğurt yapardı; şimdi ise sağacak hayvan bile kalmadı. Süt sağmanın yerini sessizlik aldı. ‘Beni mi sağacaklar?’
Ahmet Saylık, mevcut arazinin sahibi olarak, mülkiyet haklarının kendilerinde olduğunu ve Uruguay’dan Eylül ayına kadar en az 1500 baş hayvan ithal edeceklerini belirtiyor. Saylık’ın ifadeleri şu şekilde: “Geçmişte yabancı bir ortakla çalışıyorduk, ancak pandemi ve ekonomik zorluklar nedeniyle işlerimiz aksadı. Bu araziye 4.5 milyon dolarlık yatırım yaptık ve devlet, bu yatırımların tamamlanmasının ardından bize tapuyu teslim etti. Köy halkı yanlış bilgilendirilmiş olabilir, ancak bu topraklar yasal olarak bizim mülkiyetimizde. Yaz aylarında, Et ve Süt Kurumu’nun aracılığıyla Uruguay’dan hayvan ithalatı yapacağız. İthalat için kesin bir tarih belirlenmedi, ancak Temmuz veya Ağustos’ta, en geç Eylül ayında hayvanlarımız burada olacak. İlk etapta 1500 baş hayvan getirmeyi planlıyoruz ve toplam kapasitemiz 4800 baş. Ayrıca, bu alan ekilebilir bir arazi olmadığı için, köydeki çiftçilere ekim yapmaları için destek olacağız ve böylece köylüye ekonomik katkı sağlayacağız. Hayvanların beslenmesi için köylülerle iş birliği yaparak herkesin kazanmasını hedefliyoruz. Şirketimiz yasalara uygun bir şekilde faaliyet göstermekte ve şu anda yabancı bir ortağımız bulunmamaktadır. İki ortaklı bir anonim şirketiz ve ben Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktayım.”
Afyon Postası’nın yetkililere yönelttiği sorulara verilen yanıtlar şu şekilde: “Yetkililer, tartışma konusu olan arazinin artık bir Amerikan şirketinin kontrolünde olmadığını, firmanın kökeninin tamamen Türkiye’ye ait olduğunu belirtti. Arazinin kira ödemelerinin düzenli olarak yapıldığı, fakat 2026 yılının Aralık ayına dek araziye hayvan getirilmemesi halinde, bu değerli hazine toprağının geri alınacağına dair bilgi verildi.”









