Kiracılar bu imzayı atarsa oturdukları evden çıkarılabilirler! Tüm detaylara haberimizden ulaşabilirsiniz.
Yani bir ay içinde kiracıya haber verilmesi gerekiyor. 6 ay sonunda tahliye yapılmazsa tahliye davası hakkı doğar. Kira davalarının temelinde ekonomik nedenler var. Kiracılar çok fazla kira ödediği için, ev sahipleri de az kira bedellerinden şikayet ediyor. Uzun seneler süren kira ilişkileri de düşük tutarlar nedeniyle bozulabiliyor. Yüzde 25 sınırlama getirilince işler iyice karıştı. Kira sözleşmesi eski olan kiracılar yüzde 25 oranında artırım yapınca kira bedelleri piyasanın çok altında kaldı. Aynı apartmanda eski kiracı 5 bin TL verirken yeni kiracı 30 bin TL ödeme yapıyor. Ev sahibi de kiranın yükseltilmesini istiyor. Ev sahibi ile kiracı oturup konuşarak kendi payından fedakarlık ederek çözebilir. Ama genel olarak böyle olmuyor. Bu şekilde olunca ev sahibi kiracıyı tahliye etmek istemezse ve sebep yoksa mahkemeye gidiyor. Biz kendi aramızda anlaşamadık, bu bedeli sen belirle diyor. Ev sahibi kira bedelinin rayice uygun şekilde artırılmasını isterse kira sözleşmesinin üstünden 5 sene geçmesi gerekiyor. Ev sahibi tahliye istiyorsa dava açmak zorunda. Bildirim yoluyla fesih ne kadar 10 sene uzama dönemi için tahmin edilmiş olsa da kiracı bildirime rağmen kiralanan yerden çıkmıyorsa dava zorunlu oluyor. Kira bedeli tespiti için de dava açmak zorunda kalıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte arabulucu zorunluluğu da var. İlk olarak davadan önce arabulucuya gidiliyor, sorun çözülmezse mahkeme yolu açılıyor. Her apartmanda bir kira davasının olduğu bir dönemde adliye buna yetişemiyor. İstanbul Avrupa Yakası'na bakalım. Bayrampaşa, Eyüp, Sarıyer, Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane gibi yerlerdeki milyonlarca insan tek adliyeye gidiyor. Anadolu Yakası da böyle. Sulh Hukuk Mahkemeleri güncel olarak 2025 tarihine gün veriyor. En az iki celsede tamamlanıyor dense iki sene sürüyor. Üstüne bir buçuk sene istinaf incelemesi eklenince dört sene sürüyor. Çocuğun okulu için tahliye davası açan kişiler sonuç alana kadar çocuk mezun oluyor. Ama dava süreçlerinde kiracı ve kiraya veren geriliyor ve süre ne olursa olsun ev sahibi süreç başlasın diyor. Bu sürede kiracı düşük fiyattan otursa da dava sonuç aldığı zaman daha yüksek bir bedele başka bir yere gidiyor. Biz yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyoruz. 12 aylık TÜFE ortalaması ile kira artışı uyuşmazlıkları az da olsa giderebilir. Diğer yandan tahliye taahhütnameleriyle ilgili geçerlilik şartı da koruyuculuk sağlayabilir. Ama bunların hepsi yara bandı niteliğinde olur. Deprem mağdurlarına fahiş fiyatlarda ev kiralamak, tahliye edilmeyen evi kundaklamak, bedava denecek bedellerle kiracı olmak hukukun değil ilk olarak erdemin konusudur.'
KİRACILARA KÖTÜ HABER
Kiracılar güncel düzenlemeleri yakından takip ediyor. Avukat Alper Şeref Güler kiracıların güncel durumlarıyla ilgili önemli açıklamalar yaptı. Güler açıklamasında şu sözlere yer verdi; 'Kiracı lehine Borçlar Kanunu düzenlemelerinin tek istisnası tahliye taahhütnamesi denebilir. Aslında aleyhine de değil usulüne uygun kullanılırsa. Sonuç olarak kiracının belli tarihte taşınmazı tahliye edeceğine söz verdiği kabul ediliyor. Boş olarak imza verildiyse tarihleri doldurma yetkisi ev sahibinde. Ama tabii kiracının da tahliye taahhütnamesi ile başlattığı icra takibi ya da tahliye davasına karşı koyma yöntemleri var. Evli olan kiracılar sık sık kendilerine yöneltilmiş tahliye emirlerine aile konut itirazında bulunuyor. Yanlış usul takip edildiği için sık sık başvurulan yöntem olsa da çok sonuç alınamıyor. Takip başlamadan önce kira sözleşmesinde taraf olmayan eşin kiraya verene bir bildirim yapması gerekiyor ya da aile konutu tespiti davası açılmalı. Bunların hepsinin icra takibi öncesinde yapılması gerekiyor. Diğer yol da hür iradem ile imzalamadın diyerek iptal davası açmak. Bu davayı açmak için hak düşürücü kısa süre var ve çok başvurulan yol değil. Diğer yol da imzanın kendisine ait olmadığını söylemek olabilir. Gerçekten kötü niyetli kiraya verenler bazen kiracının imzasını taklit edip taahhütname düzenleyebilir. Kiracı da imza itirazı yapıp tahliye emrine karşı koyabilir. Yeni alınan evde kiracı varsa ve kişi oturmak istiyorsa tapu işlemleri sonrasında notere gidilir. Kiracıya artık sahibin kendinizin olduğu ve kira bedelinin verilmesi gerektiği söylenir. Bu evde oturmak için 6 ay süre verildiğini ve tahliye edilmesi gerektiği söylenebilir. Bunun en kısa sürede yapılması gerekiyor.
Yani bir ay içinde kiracıya haber verilmesi gerekiyor. 6 ay sonunda tahliye yapılmazsa tahliye davası hakkı doğar. Kira davalarının temelinde ekonomik nedenler var. Kiracılar çok fazla kira ödediği için, ev sahipleri de az kira bedellerinden şikayet ediyor. Uzun seneler süren kira ilişkileri de düşük tutarlar nedeniyle bozulabiliyor. Yüzde 25 sınırlama getirilince işler iyice karıştı. Kira sözleşmesi eski olan kiracılar yüzde 25 oranında artırım yapınca kira bedelleri piyasanın çok altında kaldı. Aynı apartmanda eski kiracı 5 bin TL verirken yeni kiracı 30 bin TL ödeme yapıyor. Ev sahibi de kiranın yükseltilmesini istiyor. Ev sahibi ile kiracı oturup konuşarak kendi payından fedakarlık ederek çözebilir. Ama genel olarak böyle olmuyor. Bu şekilde olunca ev sahibi kiracıyı tahliye etmek istemezse ve sebep yoksa mahkemeye gidiyor. Biz kendi aramızda anlaşamadık, bu bedeli sen belirle diyor. Ev sahibi kira bedelinin rayice uygun şekilde artırılmasını isterse kira sözleşmesinin üstünden 5 sene geçmesi gerekiyor. Ev sahibi tahliye istiyorsa dava açmak zorunda. Bildirim yoluyla fesih ne kadar 10 sene uzama dönemi için tahmin edilmiş olsa da kiracı bildirime rağmen kiralanan yerden çıkmıyorsa dava zorunlu oluyor. Kira bedeli tespiti için de dava açmak zorunda kalıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte arabulucu zorunluluğu da var. İlk olarak davadan önce arabulucuya gidiliyor, sorun çözülmezse mahkeme yolu açılıyor. Her apartmanda bir kira davasının olduğu bir dönemde adliye buna yetişemiyor. İstanbul Avrupa Yakası'na bakalım. Bayrampaşa, Eyüp, Sarıyer, Beşiktaş, Şişli, Beyoğlu, Fatih, Kağıthane gibi yerlerdeki milyonlarca insan tek adliyeye gidiyor. Anadolu Yakası da böyle. Sulh Hukuk Mahkemeleri güncel olarak 2025 tarihine gün veriyor. En az iki celsede tamamlanıyor dense iki sene sürüyor. Üstüne bir buçuk sene istinaf incelemesi eklenince dört sene sürüyor. Çocuğun okulu için tahliye davası açan kişiler sonuç alana kadar çocuk mezun oluyor. Ama dava süreçlerinde kiracı ve kiraya veren geriliyor ve süre ne olursa olsun ev sahibi süreç başlasın diyor. Bu sürede kiracı düşük fiyattan otursa da dava sonuç aldığı zaman daha yüksek bir bedele başka bir yere gidiyor. Biz yüzde 25 sınırının kalkmasını bekliyoruz. 12 aylık TÜFE ortalaması ile kira artışı uyuşmazlıkları az da olsa giderebilir. Diğer yandan tahliye taahhütnameleriyle ilgili geçerlilik şartı da koruyuculuk sağlayabilir. Ama bunların hepsi yara bandı niteliğinde olur. Deprem mağdurlarına fahiş fiyatlarda ev kiralamak, tahliye edilmeyen evi kundaklamak, bedava denecek bedellerle kiracı olmak hukukun değil ilk olarak erdemin konusudur.'









