CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel : Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkanvekili Korkmaz

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dünkü basın toplantısı nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nden gelen hakaretleri kastederek, “Altına tekrar imzamı atıyorum, aynen de tekrarlıyorum. Saray rejiminin sonu geliyor.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel : Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkanvekili Korkmaz

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dünkü basın toplantısı nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nden gelen hakaretleri kastederek, “Altına tekrar imzamı atıyorum, aynen de tekrarlıyorum. Saray rejiminin sonu geliyor.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel : Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Başkanvekili Korkmaz
01 Mayıs 2020 - 03:33

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, dünkü basın toplantısı nedeniyle Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nden gelen hakaretleri kastederek, “Altına tekrar imzamı atıyorum, aynen de tekrarlıyorum. Saray rejiminin sonu geliyor.


Bir santim eğilenin, bir adım geri gidenin, bir kelime eksik söyleyenin canı çıksın, namerttir. Sizden korkan sizden beter olsun. Bu anketlerde eriyorsunuz ya, ondan çıldırdınız. Bütün mesele bu” dedi. Özel, “İsmet Büyükataman beni tehdit edebilir. Beni tehdit edersin ya Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekili korkmaz kardeşim, korkmaz! Savaş meydanında kurulmuş partinin grup başkanvekili bunlardan korkmaz. Korkarsak bu görevi yapamayız” diye konuştu.




CHP’li Özel, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, koronavirüs salgınına ilişkin olarak, “CHP olarak ihtiyatlı bir iyimserlik içindeyiz ancak sorun şu ki bu virüs ilk günkü kadar bulaşıcı. Sosyal mesafeyi korumaya devam etmeliyiz. Çok dikkat etmek gerekiyor. 65 yaş üstündeki büyüklerimiz haftalardır evlerinden çıkamadılar. 20 yaşından küçük kardeşlerimiz benzer durumdalar. Hep birlikte ciddiyetle tedbirleri sürdürmemiz gerekiyor. Bu kadar tehlikeli bir hastalığı sakın kimse hafife almasın. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı açıklama nedeniyle ortada bir tartışma var. Tartışmaya iki boyutuyla katkı yapmak isteriz. Türkiye’deki COVID vakalarının sayılarının ve ölüm sayılarının gerçek sayıları yansıtıp yansıtmadığı. Sağlık Bakanı’nın bu rakamları gizlediğini söylemiyoruz. Ama Sağlık Bakanı’nın da kabul ettiği bir şey var ki, bir kişinin COVID’den öldüğünün kayda geçmesi için PCR testinin pozitif çıkması lazım. Test yapmadan ölenlerin, sonucu gelmeden ölenlerin, yanlış negatif sonuçlar düşünüldüğünde, çok sayıda vatandaşımızı COVID’den kaybettiğimiz halde bulaşıcı hastalık tanısıyla gömüldüğünü biliyoruz. İstanbul’da geçen sene bir ayda 2-3 kişinin bulaşıcı hastalıktan gömülürken şimdi 600-800 bulaşıcı hastalıktan gömülen bir durum varsa, başka bir bulaşıcı hastalık var da biz mi bilmiyoruz. O zaman onunla da mücadele edelim, yoksa bu işin tanımlamasını doğru yapalım noktasındayız. Çok sayıda doktordan aldığımız bilgiler ve sosyal medya paylaşımları, vefat nedeni girmek için PCR testinin pozitif olduğunu istiyor sistem. Hasta bal gibi COVID ama test negatif, ölünce bulaşıcı hastalık diye giriyor. Hekimlerin yapabileceği bir şey yok, sistemin düzeltilmesi lazım. Bu verinin baştan beri tutulduğunu da biliyoruz. Bu bilgilerin mutlaka kamuoyuyla paylaşılması lazım” ifadesini kullandı.




SAĞLIKÇILAR ŞEHİT SAYILSIN
Özel, “Sağlık çalışanlarının moralini bozmamak lazım, onları motive etmemiz lazım. Saraydan gelen metni değiştirtmedikleri için Sağlık Bakanının istediği gibi bir sağlıkta şiddet yasası çıkarılamadı. Çok sayıda hayatını kaybeden sağlık çalışanı var. Açık çağrıda bulunuyorum. Bu meclisin ilk işinin, hayatını kaybeden sağlık çalışanlarının şehit sayılması, onlara şehit unvanı verilmesi ve yakınlarının şehit yakınlarına tanınan haklardan yararlanmasının sağlanması lazım. Bu konudaki kanun teklifimizi de meclise sunuyoruz. Tüm siyasi partileri buna destek vermeye çağırıyoruz. Canları pahasına cephenin en önünde savaşan bu kahramanları alkışlıyoruz. Hayatını kaybedenlere şehitlik mertebesini kanunen de verilmiş olması gerekir diye ifade ediyoruz” diye konuştu.




TEHDİTVARİ YAKLAŞIM
Özel, “Gündem buyken, dün Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle Meclis açılınca ilk iş, Barolar Birliği’nin seçim sistemini değiştirtmekmiş. Yanlış bir iş. Meslek örgütlerinin seçim sistemlerine müdahale etmek bir FETÖcül akıldır, FETÖ taktikleridir. FETÖ yaklaşımlarının halen daha karşılık buluyor olması, sarayda konuşuluyor olmasını hayretle karşılıyoruz. Hiç katılmadığınız ifadeler olsun, meslek örgütleri yapılarınca muhalif örgütlerdir. İktidarı övecekler fazlaca var. Meslek örgütleri talep mekanizmalarıdır, uyarı mekanizmalarıdır, sizi alkışlama mekanizmaları değildir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin yapmış olduğu açıklamalardan rahatsız olduğunuzda, seçim sistemini değiştirelim konusu doğru değildir. Bu tehditvari yaklaşım yanlıştır. Barolar Birliği yönetiminin değişeceği anlaşılıyor, sisteme müdahale edelim makbul kişiler oranın başında kalsın yaklaşımını, bu anlayışı ayıpladığımızı ifade etmek isterim” dedi. Özel, şunları kaydetti:




HABER TERÖR EYLEMİ OLARAK NİTELENDİRİLDİ
“Millet can derdindeyken, ülkede bir süredir Fahrettin Altun’un mangal keyfi için kanunun arkasından dolanarak, vakıf arazisine el attığı, Kuzguncuk’ta bir arsayı 250 TL’ye kiraladığı konuşuluyor. Bu saatlerde İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu ve Cumhuriyet gazetesinin emekçileri Olcay Büyüktaş, İpek Özbey, Hazal Ocak ve Vedat Arık bu haberden dolayı ifade veriyorlar. Bu haber terör eylemi olarak nitelendirildi. Fahrettin Altun kendi gündemini bastırmak, mağduriyet yaratmak için öyle şeyler söyledi ki, belki iyi de yaptı çünkü terör tanımının tartışmalı olduğunu biz söylüyorduk. Terör tanımını o kadar genişletiyorsunuz ki gazetecinin haberini terör eylemi sayıyorsun diyorduk, işte kanıtı. Ekrem İmamoğlu’nun beyanından anlıyoruz ki Fahrettin Altun, haberin doğruluğunu kabul etmiş. Devletin atanmış ve kayrılan bürokratının haberi nedeniyle Cumhuriyet gazetesi çalışanları terörden ifade veriyor. Basında altın makas yöntemi var, şimdi ‘Altunmakas’ var. Anadolu Ajansı’nın emek çeken mensuplarını tenzih ediyorum, ben konuşuyorum, onlar yazıyorlar. Cumhurbaşkanı’nı eleştirdiğimiz kısım abonelere geçiliyor, Devlet Bahçeli eleştirilerimiz abonelere geçiliyor. Ama üç gündür burada Fahrettin Altun konuşuyoruz, bir satır geçilmiyor abonelere. Anadolu Ajansı, Fahrettin Altun hakkında bir kelime yazmıyorsa, Fahrettin Altun, cumhurbaşkanından da dokunulmaz demektir. Bu nasıl bir kendi yetkisini kötüye kullanmaktır. Buradaki deşifreleri de satır satır okuyor. Bütün gazetelerin ilk sayfaları görüyor beyefendi, daha güzel resim koyun diyor. Vatandaş okumadan önce kendi okuyor ama kendisi olunca ‘Altunmakas’. Anadolu Ajansı ya, Atatürk kurmuş, partimizin de kurucusu, ülkenin de kurucusu, cepheden cepheye haber sağlıklı gitsin diye kurmuş, Atatürk’ün kurduğu kurumda kendi şahsına sansür uyguluyor. Yazıklar olsun. Elbette biliyoruz ki sarayda çok rahatsız olanlar var, parti içinde çok rahatsız olanlar var. Hodri meydan, 60 gün önce de aynısını yaptı. Fahrettin Altun hakkında geçilen bir virgül bulun, yok. Şahsına Sansür Kurulu. İktidarın bir kişinin ve etrafındakilerin elinde şahsileştiğinin örneği.




TROLL ORDULARINI YÖNETİYOR
Bu beyefendi sosyal hayatta arsa tecavüzü, Anadolu Ajansı’nda ‘Altunmakas’, bir de akşamları troll ordularını yönetiyor. Biz kendisini eleştiriyoruz, güya bizi susturacak, bizi yıldıracak. Bir açıklamamızdan 40 saniyeyi kesiyor, bir hashtag açıyor bot hesaplarla, robotlarla yapıyor. Daha sonra bütün troll orduları, özel ekipleri saldırıya geçiyor. Neymiş, ‘Özgür Özel darbe çağrısı yapmış’. AKP Grup Başkanvekili bile oltaya takılmış. Ne dedim, ‘Seçimle geldin, seçimle gideceksiniz’ dedim. Şunu dedim: ‘Saray rejiminin sonu geliyor. O son, Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaların bütün bu liyakatsizliklerin de sonunu getirecek. Herkes şunu bilsin, görevini devlet memuru gibi yapan devlet memuru, hangi ülkeye hizmet ettiğini bilen bürokratlar çok değerli bürokratlar hiç korkmasınlar. Türkiye Cumhuriyeti devleti saat gibi işlemeye başlar, o saatin en kıymetli çarkları siz olursunuz, eğer koltuğunuza liyakatle oturdunuz, devletinize sadakatle çalışıyorsanız. Sırf Atatürk düşmanlığında markalaştınız diye inadına atandıysanız, saraydaki kalktığında o görevden alınmak için beklemeyin, o koltuğu terk edin.’




ALTINA TEKRAR İMZAMI ATIYORUM
Altına tekrar imzamı atıyorum, aynen de tekrarlıyorum. Bunun neresi darbe çığırtkanlığı. Saray rejiminin sonu geliyor. 24 Haziran seçimini tam bilen, 31 Mart ve 23 Haziran seçimini bilen Avrasya Araştırma’nın açıkladığı ankete göre, Cumhurbaşkanlığı seçimi olursa Recep Tayyip Erdoğan’a oy verir misiniz sorusuna yüzde 38,9 evet diyor. İşte anket bu. Saray rejiminin sonu geliyor diyince darbe çığırtkanlığı… O gece burada olanlara sorsana. Darbe yaptılar, kalkıştılar, kapalı Meclisi açın diyen Özgür Özel. Darbe kimden gelirse gelsin karşıyız diyen Özgür Özel. Darbeciler bomba atarken, Başkanlık Divanı’na demokrasi öpücükleri ile davet edilip, ‘Darbecilere teslim olmayız, millet ne görev verirse onu yaparız, darbeye teslim olmayız’ diyen Özgür Özel’e, ‘kes kopyala yapıştır Fahrettin Altunmakas algı operasyonu yaptırıyor. Bir santim eğilenin, bir adım geri gidenin, bir kelime eksik söyleyenin canı çıksın, namerttir. Sizden korkan sizden beter olsun. Bu anketlerde eriyorsunuz ya, ondan çıldırdınız. Bütün mesele bu.




SON ÇARE ŞİDDET DİYOR
Seçimden sonra muhalefette tutunabilirseniz, burada nasıl Atatürk’ün kurduğu cumhuriyete layık kadroların yaptığı atamaları, çıkardığı kanunlar, yapacağı demokratik parlamenter bir anayasayı burada göreceksiniz. O şerefe o gün muhalefet milletvekili olarak bir grubunuz belki iştirak dahi edeceksiniz. Açıkça söyledim, iktidara geleceğiz, Fahrettin Altun, İletişim Başkanlığı’nda duracak, Borsa İstanbul’un yönetiminde tutacağız, Manas Üniversitesi’nden üçüncü maaş alacak beyefendi! Öyle mi olacak sanıyorsunuz. Fesli deli Kadir’in önünde el pençe divan duran Ali Erbaş o göreve mi devam edecek sanıyorsunuz. Atatürk düşmanlarına meftun Ahmet Yaramış’ın Türk Tarih Kurumu başında mı kalacak? Bunların her birisi ne durumda olduklarını gösteriyor. İşin bir de küçük ortak boyutu var. Biz dedik ki Ankara Barosu ile ilgili Alevi vatandaşlarımızla ilgili bir yayınındaki bir mesele üzerinden Bahçeli, kötü çağrışımlar yaratacak bir ifade kullandı. Böyle çağrışımlar yapmayın diyor. Koskoca partinin genel sekreteri, sözcüleri açıklama yapıyor. Tutmuş dünya kadar hakaret, iftira, beni özre davet ediyor, arkasından tehdit. Bana had bildirecekmiş. Bunları Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili’ne mi söylüyorsunuz? Bir tükenmişlik itirafı, ben ‘Bu sözlere sözle cevap veremiyoruz’ diyor. ‘Ben kürsüye çıkıp bunları çürütemem, ben çaresizim, son çare şiddet, vahşet’ diyor.




CHP’NİN GRUP BAŞKANVEKİLİ KORKMAZ KARDEŞİM!
Özür dilenecek bir şey varsa, siyasete şiddeti çağıran bu yaklaşım çıkacak özür dileyecek. Partisinde inşallah hala bir akl-ı selim vardır, bunu geri aldırtır. Özür dileyecekse bu ifadeleri kullananlar dileyecek. Utanılacak bir şey varsa, o kullanılan son cümlenin kendisidir. Ne özür dileriz, zaten dilenecek bir şey yok ne de bu tehdide teslim oluruz. İsmet Büyükataman beni tehdit edebilir. Ben iki öğretmenin çocuğu, 10 yaşında yatılı okullarda, devlet parasız bursuyla büyümüş birisiyim. Beni tehdit edersin ya Özgür Özel korkar ama Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkanvekili korkmaz kardeşim, korkmaz! Savaş meydanında kurulmuş partinin grup başkanvekili bunlardan korkmaz. Korkarsak bu görevi yapamayız.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum