İstiklal Marşı Şairi yakın dönem sanat ve düşünce dünyamızın köşe taşlarından olan Mehmet Akif İstanbul Fatih’te doğdu. Babası Fatih medresesi hocalarından Mehmet Tahir Efendi, annesi Buharalı bir aileye mensuptu. Fatih Rüştiyesini ve İstanbul idadisi’ni bitirdikten sonra Halkalı Yüksek Baytar Mektebinden birincilikle mezun oldu.
Bir süre Rumeli Anadolu ve Arabistan da bulaşıcı hayvan hastalıklarının tedavisi için çalıştı. Halkalı Ziraat Mektebi ve Çiftçilik Makinist Mektebinde ders verdikten sonra 11 Kasım 1908’de Darülfünun’a Osmanlı Edebiyatı hocalığına tayin edildi ancak 1913’te bu görevden istifa etti. 1.Dünya Savaşı yıllarında çeşitli iç ve dış hizmetlerde bulunan Akif İzmir’in işgalinin ardından, Balıkesir’den başlayarak Batı Anadolu’daki milli direniş hareketinin güçlendirmek için çalıştı. Vaazlarıyla halkı milli mücadeleye katılmaya davet etti.1.Türkiye Büyük Millet Meclisine Burdur Milletvekili olarak katıldı. İstiklal Marşı yazması teklif edildi ama bu teklifi para ödülünün kaldırılması şartıyla kabul etti. 12 Mart 1921’de istiklal marşı TBMM kabul edildi.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılı sonunda Mısır’a yerleştiği ve öldüğü yıl olan 1936 yazında İstanbul’a döndü. Aynı yılın 27 Aralık’ında hayata gözlerini yumdu ve Edirnekapı Şehitliği‘ne defnedildi. İstiklal Marşı şairinden resmi bir cenaze töreni bile esirgenmişti. Cenazesi o sırada Beyazıt’tan geçmekte olan üniversite öğrencileri fark edip omuzları üzerinde Edirnekapı’ya kadar taşıdılar.
Mehmet Akif edebi şahsiyeti, fikir adamlığı yönü ile de bir bütün teşkil eder. Hemen bütün fikir yazıları ile şiirlerinde temel bir dünya görüşünün seslendirdi. İslam’ın çağın anlayışına söyletilmesini amaçlayan bu dünya görüşünün tek bir beyitle veciz bir şekilde ortaya koymayı başarmıştır.
“Doğrudan doğru ya Kur’an‘dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söylettirmeliyiz İslami”
Batının iktisadi teknolojik ve bilimsel yönlerinden gerisinde kalmış olması olan İslam dünyası, bu durumdan nasıl kurtulabilir? Akif’in temel sorusu budur ve bu soruyu cevaplandırmak için İslamiyet’in kaynağı olan Kur’an‘a dönülmesi ve onun yeniden okunması gerektiği çözümlerinin bu yeniden okumayla bulunabileceğini savunur.
Asıl Kaynak Kur’an’dır. Hurafeler, bidatlar terk edilmeli doğrudan bu asli kaynaktan hareket edilmelidir. Çağın bilgileri ile mücehhez bir Müslüman tipi onun idealinin teşkil etmektedir.
Akife göre Kur’an doğrudan doğruya hayatı içinde dahil edilmedikçe toplumsal ve kişisel hayatımızı yönlendiren bir mihver haline getirilmedikçe çıkış yolu bulunamayacaktır. Bu çerçevede İslam birliğini de savunmuştur.Akif şiirle düşünür, şiirle yazar halkın hissiyatına tercüman olmakta şiir en önemli araçtır. Akif de şiirler vaaz verir, şiirlerle nutuk çekilir, şiirlerle arzuhal bile yazılır. Şiiri halkın içine sokan, kahve kahvelere, sokak aralarına, camilere, meyhanelere, hasılı günlük hayatın neredeyse bütün boyutlarını açılan bir prizmadır.
Âkif’in şiiri, Şiiri bir şuur halinde halkın ortak şuuru haline getirmeye yönelik devasa bir projedir. Safahat bir bakıma devrin durumunu anlatan bir günlüktür. O bir bakıma da destandır. Destanın kahramanı ise yeni neslin ideali “Asım”dır.
Safahat yedi kitaptan oluşur ve başlangıçta daha zahiri ve realist gözüken Akif, son kitabında dıştan içe zahirden batına yönelmiş gibidir. Sonlara doğru gidildiğinde tasavvufi derinliği artar. Safahat’ın Mehmet Akif ‘İstiklal marşı ve Çanakkale şehitlerine’ adlı şiirleriyle hemen her Türk evladının hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam etmektedir ve ebediyen devam edecektir ruhu şâd olsun, mekânı cennet olsun.
BOL-DAV BOLVADİNLİLER DAYANIŞMA VAKFI
Bir süre Rumeli Anadolu ve Arabistan da bulaşıcı hayvan hastalıklarının tedavisi için çalıştı. Halkalı Ziraat Mektebi ve Çiftçilik Makinist Mektebinde ders verdikten sonra 11 Kasım 1908’de Darülfünun’a Osmanlı Edebiyatı hocalığına tayin edildi ancak 1913’te bu görevden istifa etti. 1.Dünya Savaşı yıllarında çeşitli iç ve dış hizmetlerde bulunan Akif İzmir’in işgalinin ardından, Balıkesir’den başlayarak Batı Anadolu’daki milli direniş hareketinin güçlendirmek için çalıştı. Vaazlarıyla halkı milli mücadeleye katılmaya davet etti.1.Türkiye Büyük Millet Meclisine Burdur Milletvekili olarak katıldı. İstiklal Marşı yazması teklif edildi ama bu teklifi para ödülünün kaldırılması şartıyla kabul etti. 12 Mart 1921’de istiklal marşı TBMM kabul edildi.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926 yılı sonunda Mısır’a yerleştiği ve öldüğü yıl olan 1936 yazında İstanbul’a döndü. Aynı yılın 27 Aralık’ında hayata gözlerini yumdu ve Edirnekapı Şehitliği‘ne defnedildi. İstiklal Marşı şairinden resmi bir cenaze töreni bile esirgenmişti. Cenazesi o sırada Beyazıt’tan geçmekte olan üniversite öğrencileri fark edip omuzları üzerinde Edirnekapı’ya kadar taşıdılar.
Mehmet Akif edebi şahsiyeti, fikir adamlığı yönü ile de bir bütün teşkil eder. Hemen bütün fikir yazıları ile şiirlerinde temel bir dünya görüşünün seslendirdi. İslam’ın çağın anlayışına söyletilmesini amaçlayan bu dünya görüşünün tek bir beyitle veciz bir şekilde ortaya koymayı başarmıştır.
“Doğrudan doğru ya Kur’an‘dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söylettirmeliyiz İslami”
Batının iktisadi teknolojik ve bilimsel yönlerinden gerisinde kalmış olması olan İslam dünyası, bu durumdan nasıl kurtulabilir? Akif’in temel sorusu budur ve bu soruyu cevaplandırmak için İslamiyet’in kaynağı olan Kur’an‘a dönülmesi ve onun yeniden okunması gerektiği çözümlerinin bu yeniden okumayla bulunabileceğini savunur.
Asıl Kaynak Kur’an’dır. Hurafeler, bidatlar terk edilmeli doğrudan bu asli kaynaktan hareket edilmelidir. Çağın bilgileri ile mücehhez bir Müslüman tipi onun idealinin teşkil etmektedir.
Akife göre Kur’an doğrudan doğruya hayatı içinde dahil edilmedikçe toplumsal ve kişisel hayatımızı yönlendiren bir mihver haline getirilmedikçe çıkış yolu bulunamayacaktır. Bu çerçevede İslam birliğini de savunmuştur.Akif şiirle düşünür, şiirle yazar halkın hissiyatına tercüman olmakta şiir en önemli araçtır. Akif de şiirler vaaz verir, şiirlerle nutuk çekilir, şiirlerle arzuhal bile yazılır. Şiiri halkın içine sokan, kahve kahvelere, sokak aralarına, camilere, meyhanelere, hasılı günlük hayatın neredeyse bütün boyutlarını açılan bir prizmadır.
Âkif’in şiiri, Şiiri bir şuur halinde halkın ortak şuuru haline getirmeye yönelik devasa bir projedir. Safahat bir bakıma devrin durumunu anlatan bir günlüktür. O bir bakıma da destandır. Destanın kahramanı ise yeni neslin ideali “Asım”dır.
Safahat yedi kitaptan oluşur ve başlangıçta daha zahiri ve realist gözüken Akif, son kitabında dıştan içe zahirden batına yönelmiş gibidir. Sonlara doğru gidildiğinde tasavvufi derinliği artar. Safahat’ın Mehmet Akif ‘İstiklal marşı ve Çanakkale şehitlerine’ adlı şiirleriyle hemen her Türk evladının hafızasında ve kalbinde yaşamaya devam etmektedir ve ebediyen devam edecektir ruhu şâd olsun, mekânı cennet olsun.
BOL-DAV BOLVADİNLİLER DAYANIŞMA VAKFI


