Tv’nin Karşısında Yatarak Obezite İle Mücadele Edemeyiz

Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr

Tv’nin Karşısında Yatarak Obezite İle Mücadele Edemeyiz

Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr

20 Nisan 2016 - 17:20

Afyonkarahisar Özel Fuar Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Hülya Edil, çağın en önemli sorunlarından biri olan ‘Obezite hastalığı’ hakkında bilgiler verdi.

 

Edil, Dünya Sağlık Örgütü’nün 1997 yılı verilerine göre en riskli görünen 16 hastalıktan bir tanesi olan obezite de, kontrolün çok önemli olduğunu söyledi: “Obezite alınan yiyecek miktarı ile harcanan kalorinin arasındaki dengesizliğin bir sonucudur. İnsanlarımız sürekli kilo alıyorlar ve kilo veriyorlar. Aslında obezite konusunda insanlarımızın yaptığı çok şey var. Son yıllarda bu konuya psikiyatri de el attı.

 

Davranış değişikliği yapılmadığı sürece zayıflamanın çok da işe yaramadığı ortaya çıktı. Kalp doktorları bay pas öğrendiler. Endokrin doktorları kan şekeri kontrolünü öğrendiler. Birçok hekim obezite ile ilgili birçok yol kat etti. Obezitenin kontrolü ile ilgili bir tedavi yöntemi geliştirildi. Bu konuda ben bir eğitim aldım. Afyon’da bu eğitimle yardımcı olabildiğim hastalarım oldu.”

 

TV’NİN KARŞISINDA YATARAK OBEZİTE İLE MÜCADELE EDEMEYİZ

 

“Eğer zayıflamak istiyorsanız tedavi konusunda bu konuda yardımcı oluyoruz” diyerek vatandaşlara çağrıda bulunan Doktor Edil, açıklamasında 15 dakikalık yürüyüşün insanı dinlendirdiğini belirtti: “Uzun bir tedavi yöntemi. Zayıflamak işi çözmüyor. Eğer davranışlarınızı değiştirmezseniz, bir şey değişmiyor. Tekrar verdiğiniz kiloları geri alıyorsunuz. Ufak değişiklikler yapmazsanız, hayatınız değişmiyor. Obezite hayatınızı değiştirmediğiniz sürece geri dönebilen bir kavram. İşe gidiyorsunuz, eve gelip dinlenmek istiyorsunuz, ne yapıyorsunuz? Uzanıyorsunuz. TV’nin karşısında yatarak obezite ile mücadele edemeyiz. 15 dakikalık bir yürüyüş dinlendirebilir. Öğün miktarları ve çeşitliliği, davetlerde yemekleri nasıl tüketmemiz gerektiğini öğrenmek, duygusal açlıklarımızla nasıl baş edeceğimizi öğrenmek belki obezite ile mücadele de bize yardımcı olacaktır. Bunlar bizim davranış değişikliklerimiz anlamına gelecektir. Çünkü bir diyet periyodunda biz kalori kısıtlaması yaparız. Bu kısıtlama bizim belirli dönemde, belirli miktarda kilo vermemizi sağlar. Biz bir egzersiz programına katılırız. O program bizim tüketeceğimiz kalori miktarını artırır ve bizim beklediğimiz kiloya ulaşmayı sağlar.”

 

KİLO İZLEME, KİLO VERME, KİLO KORUMA VE MEVCUT DURUMU KORUMA

 

Obezitenin yaşam boyu bir sorun olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Hülya Edil, tedavi hakkında şunları anlattı: “Yediğimiz kaloriyi azalttık ve zayıfladık. Peki sonra ne olacak? Yaşam tarzımıza geri döndüğümüzde tekrar aynı kiloya ulaşacağız. Yani biz beş yıldızlı bir otele veya misafirliğe gittiğimizde verdiğimiz kiloları geri alacağız. Hiç mi tatlı yemeyeceğiz veya hiç mi sosyal hayatımız olmayacak? Bizim sosyal hayatta kalıp, bu yaşantıyı sürdürüp her sağlıklı diğer insan gibi yaşantımıza devam etmemiz, oralarda ne yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. Neyi ne şekilde yaşayacağız? Yaşantımızı buna nasıl adapte edeceğimizi öğrenmemiz gerekiyor ki, bundan sonra o eski kilolara dönmeyelim. Esas davranışçı bilimsel terapi bize bunu öğretiyor. Obezite sadece zayıflamak için mücadele edilen bir durum değildir. Obezite yaşam boyu bir sorundur. Kalp rahatsızlıkları yaşam boyunca kalp çeperlerimizde biriken kolesterolü yıllar içerisinde o damarları daraltmasıyla oluşur. Bizim bir gün spor yapmamızla o kolesteroller düşmez. Bizim yaşantımızı değiştirmemizle kan kolesterolümüz düzlenir. Bizim yıllarca spor yapmamızla kalbimize giden damarlarda yan yollar oluşur. Bizim damar sertliği dediğimiz durum ortadan kalkar.bizim egzersiz yapmamız, uzun yıllar sağlıklı ömür sürmemiz, şeker hastası olmamamız, zaman içerisinde bunu hayatımıza sokmamız ile oluşur.

3 aylık sıkı rejimle obezite ile mücadele etmemiz mümkün değildir. Bu bilimsel davranışı terapi ile kullandığımız yöntem şu: Duygusal açlıklar, sıkıntı, stresler yemekle mi kapatılıyor? O sırada aklımızdan ne geçiyor? Problemi yemek yiyerek mi çözüyoruz? Bunlarla ilgileniyoruz. İlk 6 hafta, 45 dakikalık görüşmelerle haftada bir görüşüyoruz. Yediğimiz yiyecekler ve miktar kaydediliyor. Aktiviteler kaydediliyor. Sonrasında 15 günde bir 45 dakika görüşülüyor. Yaklaşık 9 ay sürecek bir program bu. Kilo izleme, kilo verme, kilo koruma ve mevcut durumu korumayla ilgili bir düzenek var. “

 

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİRSENİZ OLAYLARA, HAYATINIZ DEĞİŞİR

 

Obezite hastalığında düzenli beslenmenin de faydalı olduğunun altını çizen Edil, konuşmasında, “Kova gibi yukarıdan akan suyla aşağıdan boşalan suyun eşit olması gerekiyor. Yediğimiz miktar kadar tükettiğimiz enerjinin aynı olması gerekiyor. Eğer düzenli beslenirsek, günde 3 ya da 6 öğün yemek yersek ve düzenli enerji

harcarsak,günde yaklaşık 10-15 bin adım tutacak kadar hareket edersek, böyle bir sorun hiç oluşmaz. Çok küçük hareketler, çok büyük kiloların kaybına yol açıyor. Yani işten gelip de sadece uyuyarak dinlenmek diye düşünüyorsanız, hiç aklınıza gelmiyorsa azıcık hareket etmek, bu kadar. Alternatif düşünceyi biz hastalarımıza öğretiyoruz. Bir kere denemelerini öneriyorum. Tek bir kere denesinler. Bir defa da bu taraftan bakmayı öğrensinler. Bakış açınızı değiştirirseniz olaylara, hayatınız değişir. Düşüncelerinizi değiştirirseniz, yaşam tarzınız değişir” ifadelerini kullandı.

 

ENERJİ SARF ETMEK İÇİN UĞRAŞ VERMEK ZORUNDAYIZ

 

Edil, ‘Obezite çok ciddi iş ve güç kaybıdır’ dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün hastamız küçükken obezdir. 3 gün sonra diz hastasıdır. Uzun süre ağrı çeker. Sonra hastalık çeşidi artar. Eskiden teknoloji bu kadar yaygın değildi. Bulaşık ve çamaşır makinesi yoktu, sular evlerde değildi. Her insan fiziksel gücünü kullanarak birçok işini yapıyordu. Mahallelerden sular evlere taşınarak işler yapılıyordu. Teknoloji o kadar hayatımıza girdi ki, enerji sarf etmek için uğraş vermek zorundayız. Teknoloji işe yaramış gibi gözükse de, kendi içinde sistem çökmek üzere ve yiyeceğe ulaşmak hızlandı.”