21 YIL SONRA SULTANAHMET
zekiye doğan

zekiye doğan

21 YIL SONRA SULTANAHMET

13 Haziran 2020 - 01:15

11/12 Ağustos 2017 tarihinde Maltepe belediyesinin davetlisi olarak İstanbul’a gittim. Etkinlik bittikten sonra PanoramaGent gazetesi sahibi Cihan Çöl ve eşi Chantal’la Sultanahmet’i gezmek için yola çıktık. Anadolu yakasından Avrupa yakasına Marmaray tramvayıyla geçeceğiz. Gurur duyacağım mükemmellikte modern dizayn edilmiş, adeta göz kamaştırıyordu. Gişedeyiz, orada bulunan genç bir çifte: “Geçiş kartını nereden alabiliriz? Bize yardımcı olursanız sevinirim.” Dedim.

Genç kızımız çantasından kartını çıkardı ve: “Buyurun benim kartımı kullanın. Yeni kart almanıza gerek yok kartım sizde kalsın tekrar kullanırsınız.” Dedi.

“İstanbul’da İstanbullu kalmadı” diyenlere inat genç kızımız yardımlaşmanın hala var olduğunu kanıtlamıştı.

Bu turu, kızımızın güzel yüzünü ve özel tavrını hiç unutmayacaktım. Kızımızın nazik tavrına teşekkür ederek tramvaya bindik on dakikada Avrupa yakasına geçtik. Cihan bey rüyasını gerçekleştirmek için Galata Köprüsüne balık tutmaya gitti. Bende tam 21 yıl sonra Sultanahmet’i Chantal’la birlikte gezmeye koyulduk. Sultanahmet Doğallığı bakirliği tamamen bozulmuş, ağaç dikilmeyecek alanlara ağaçlar dikilmiş, köklenip büyüyen ağaçlar görkemli Blue Mosk ve çevresini tamamen kapatmıştı. Etrafa onlarca banklar yapılmış, Camilerin arasından arabalar dolmuşlar geçiyordu. Görüntüsü hoş olmayan gişeler yapılmış, Ayasofya Camisine giriş için 40 TL ödeniyordu. Esnafın iş yaptığı sokaklara tramvay yolu yapılmış esnafın önü kapatılmış yayalara yürüyüş alanları bırakılmamıştı. Gördüklerim karşısında gözyaşlarıma hakim olamadım yüreğim yandı ağladım!

Oradan ayrıldık yürüyerek Mısır Çarşısına yöneldik ve Galata Köprüsüne kadar yürüdük. Yol boyunca etrafı üzülerek seyrettim ve Chantal’a: “İstanbul’u Arap topluluğu zapt etmiş, İstanbullu kalmamış.” Dedim.

Tabii 21 yıl önceki İstanbul’u Chantal bilmiyordu. Hoş bulmadığı tavrıma: “Ben seni bütün renklerden yana biliyorum. Irkçı mı oldun?” Dedi.

Gördüklerim karşısında ırkçılığım değil milliyetçiliğim tutmuştu, yol boyu etraf çöp yığınıyla doluydu ve ellerine geçen her nesneyi yol kıyılarına fırlatmışlardı. Sultanahmet’ten Mısır Çarşısına ve Galata Köprüsüne kadar nedeyse hiçbir İstanbulluyla karşılaşmadık. Sokaklar Araplarla doluydu. Ülkelerinde savaş var kadınlar çocuklar öldürülüyor, onlarsa savaştan kaçarak çöplerini İstanbul

sokaklarına saçıyordu. Kadınlarını çarşafla kapatıp Antalya Akdeniz sahilinde bokse şortla yani iç çamaşırıyla yüzen bu adamların acaba ülkemde işi neydi?

Kadınlarını çocuklarını burada bırakıp gidip savaşsınlar, kendi ülkesine ihanet eden bu adamlar ileride bizim ülkemizde neler yapmazlar hiç düşündünüz mü?

Ülkesindeki savaştan kaçan bu adamların paraları suyunu çektiğinde ülkemde neler yapacaklar hesabını yaptınız mı?

Marmaray tramvayını hızlı treni gişedeki kızımızın tavrını görünce onurlanan ben Sultanahmet’te kaybolan değerlerimize ağladım. Tarihi zenginliklerimizi korumak yerine yenilikler yaptığını zanneden müteahhitlere soruyorum. Bozuk para misali bu ülkeyi harcayanlara da soruyorum. Yapılan bu yanlışlar neden niçin kimler için ve hangi rantçılar için?

Üzüldüğüm bir diğer konu, bizler Türk milleti olarak Müslüman vatan evlatları olarak ne zamandan bu yana, Ayasofya Camiye Allah’ın evine ücret ödeyerek giriyoruz?

Hani: “Başını acemi berbere teslim eden pamuğu cebinde taşır.” Diyorlar ya…

Ülkemizi tarihi zenginliklerimizi geçmişimizi ve genç neslimizi acemilerin eline bırakmayalım. Bu makalemde birilerinin bam teline dokunmuş olabilirim kusura kalmayın gördüklerim yüreğime dokundu. Sıradan bir Türk vatandaşı olarak gördüklerim karşısında gözyaşı döktüm birazda yazdıklarıma siz gözyaşı dökün ki, yapılan yanlışlardan hep birlikte acilen dönme şansına nail olalım. Ülke değerlerini zenginliğini yok etmek yerine, birlikte değer katalım…

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ali demir
    1 hafta önce
    Siyaset kokan saçma bi yazı olmuş okuduğuma pişman oldum.vaktimi kaybettim .böyle yazılar insanları ayrıştırmak bölmek için ideal.