HUZUREVİNDE HAZİN HUZUR
zekiye doğan

zekiye doğan

HUZUREVİNDE HAZİN HUZUR

31 Aralık 2020 - 03:03

Hollanda’da De Blide, Bachten Dieke ve Ter Schorre yaşlılar yurdunda gönüllü olarak çalıştım. Bu ulvi görevi Aktivite yöneticiliği diploması alarak taçlandırmayı umuyordum.


Dört yıl olan meslek okulunu iki yılda dışarıdan bitirmek arzusundaydım. Aynı zamanda günlük yaşamımı idame etmek için çalışıyordum. Hem çalışıp hem de okuma isteğimle çatalıma haddinden fazla lokma almamın ne kadar hatalı olduğunu okulu yarıda bırakarak anladım.


Philips’de elektronik operatörlük dışında farklı bir mesleğe, yüreğimde yatan ulvi göreve haftada birkaç saat gönüllü olmuştum. Gönlümde yatan mesleği, bu ulvi görevi gönüllü olarak Antalya’da sürdürmek istedim!
 

İnternetten telefon numarası bularak dört ayrı huzurevi ve bakım merkezini arayarak randevu aldım gittim. Ne acıdır ki, gittiğim kurumlarda ölümü bekleyen yaşlılarla karşılaştım. Uzun bir süre bu durumun bendeki bıraktığı stresi üzerimden atamadım. Oysa niyetim aktivite yöneticisine yardımcı olup kitap okuyarak, sohbetler ederek, temiz havada gezilerle, toplu egzersizlerle yaşlılarımızın son yıllarını mutlu sonlandırmaya çalışacaktım…

 

İsteğime ilgiyle olumlu bakan, ama kurumlarda aktivite yöneticisi olmayan yöneticilerimizin ortak cevapları ilginçti: “Biz huzurevi ve bakım merkeziyiz hastalarımızın neredeyse hepsi herhangi bir aktivite yapacak durumda değil ve sağlık sorunu yaşıyorlar. Eğer ki, gönüllü olarak çalışmak istiyorsanız huzurevine gidin söylediklerinizi ancak orada gerçekleştirebilirsiniz. Oturma odamızdaki hastalarımızla konuşun kararınız öyle verin.” Dediler.

 

On beş kadar bay bayan birlikte oturuyordu, hepsiyle merhabalaştım bende merak uyandıran yetmiş dokuz yaşındaki Fatma teyzeyle sohbete başladım. Nur saçan yüzü yüreğimi yakan yüzünün kırışıkları bin bir tane hazin hatıra saklıyordu. “Aslen Ankaralıyım kaderim beni Antalya huzur evine sorgusuz sualsiz sessizce bıraktı. Yıllarca çalıştım emekli oldum. Maalesef emekli maaşım burada kalmama yetmiyor. Doktor oğlum ayda bir yanıma geliyor. Benim ödemem gereken meblağın üstüne ödeme yapıyor.” Diyen o Fatma teyzenin boncuk boncuk çakır gözleri yaşlanmamıştı.

 

Yüreğinde yaşam umudu vardı ve oğlunu ayda birde olsa görme heyecanını yaşıyordu. Kurumdaki yaşlı arkadaşlarıyla ortak noktaları verilen ilaçlarla robotlaşmış ölümü bekliyorlardı. Anlattıklarını fısıldayarak anlatan Fatma teyzenin hazin öyküsü huzur yerine huzursuzluğun kimsesizliğin çaresizliğin izlerini taşıyordu. Türk kültüründe bize öğretilen küçüklere sevgi büyüklere

saygı yaşlı olanlara muhtaç olanlara hürmetin ve yardımlaşmanın uzaktan yakından alakası yoktu. Saçı sakalı birbirine karışmış dedelere baktığımda gözyaşlarıma hakim olamadım ve iki damla gözyaşımdan başka söyleyecek söz bulamadım ve kelimeler boğazıma düğümlendi!

 

Kurumlarda gördüklerimi Fatma teyzenin doktor oğlu göremiyorsa üstüne düşen görevi kurumla paylaşıp düzene sokulmasını sağlayamıyorsa dışarından birisi olarak bana haddimi aşmamak susmak kalıyordu. Çünkü gönüllü olarak kurumda çalışarak manevi huzura kavuşmak istiyordum. Aktivite yöneticisi olarak da gönüllü olarak çalışmak isteyenlere şimdiden öncülük etmek ileriki dönemlerde gönül rahatlığıyla kurumlarda kendime kalacak yol açmak istiyordum. İleride evladıma ayak bağı olmadan son yıllarımı yaşıtlarımla vatanımda huzurla huzurevinde geçirmeyi gönülden yürekten arzu ediyordum…

 

Maalesef gittiğim o kurumlarda hayal kırıklığına uğradım. Bizim ülkemizde kültürümüze öz değerlerimize yenilikler katarak bu görevi üstlenen önemli kuruluşları en güzel seviyeye taşıyabilmek hepimizin ulvi asli asil görevidir. Lütfen kurumlara bıraktığınız annelerinizin babalarınızın ve akrabalarınızın akıbetini kontrol edin. Avrupa ülkelerinde olduğu gibi kurumlarda gönüllü olarak çalışmayı alışkanlık haline getirin. Birbirimizle yardımlaşmak bizim dinimizde ve kültürümüzde var. Başka ülkelerin bu işlevi yapması bizlerin kendi kültüründen uzak kalması bana acı veriyor. Bizler millet olarak değerlerimizi koruyalım korumayanlara koruyamayanlara korumaları için öncülük yapalım…

 

Hani: “Ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.” Diyorlar ya…

Lütfen ağlatmayın ağlamayın, incitmeyin incinmeyin, üzmeyin üzülmeyin, kırmayın kırılmayın bizi temsil edecek neslimize örnek olmayı sağlayın…

YORUMLAR

  • 0 Yorum